
Bahadır Demirçeviren yazdı…
Yücel Öğretmen, Yücel Müdür, Yücel Başkan..
Önce yumuşak bir ses tonu ile uyarırdı.
“İçeri girelim” diye seslenirdi okulun koridorunda. Malum, biz de lise genciyiz, tınlamayız! Ses tonu yükselir, “Evladım gir içeri” diye bağırırdı. ‘Kapat kapıyı kapaaat’ diye ses tonu tavan yapardı. Bugün 2000’in öncesinde görev yapan Yücel Öğretmeni anlatayım size. Yücel Yılmaz, siz de tanırsınız… Balıkesir’in büyükşehir olacağını dahi düşünemezken, büyükşehir belediye başkanının dersine girmesi tabi ki hayal ötesi idi.
2000 yılında mezun oldum Zühtü Özkardaşlar Lisesi’nden, bizde lise 2 zamanlarındayız. Kanımızın kıpır kıpır olduğu zamanlar tabi ki.. Okulun koridorunda gençten bir öğretmen. Sınıfta meraklı gözler herkesin aklında farklı sorular. Kimmiş ? Yeni miymiş? Ne öğretmeniymiş? Genç, yakışıklı bir öğretmen koridorda dolaşıyor. Art arda sorular. Sonra öğrendik. Okulun yeni İngilizce Öğretmeniymiş. Yücel Öğretmen, özellikle lise öğrencileri ile kolay iletişim kuruyordu. Ders zamanı dersi ile ilgilenir, teneffüste ise öğrencilerle zaman geçirmeyi severdi. Maç yapmışlığı da vardır öğrencilerle. Okulda genç öğretmenler olmasına rağmen, genelde zamanını daha tecrübeli, yaşça büyük öğretmenlerle geçirmeyi severdi.
Çayı çok severdi mesela Yücel Öğretmen. Lisenin kantininde ayrı bir bölüm vardı. Öğretmenler çay içerdi orada, bizi de birkaç kez misafir etmişliği vardı orada. Hatta bir de Müdür Yardımcımız Ahmet Hocamız vardı. O da çaysız yapamazdı. Ne tesadüf ki Ahmet Hoca ile Yücel Öğretmen o yıllarda da aynı kurumda çalışırdı. Ahmet Hocamız biraz daha disiplinli bir eğitimciydi. Meydanı da kimseye bırakmazdı. Bugün de hala aynı disiplinle işine aşıktır. Neyse Yücel Öğretmen’e geri dönelim. Hee bir de okul civarında öğrencilerin ağzından duman çıkanları hiç sevmezdi.
Biz lise 3 olunca üniversite heyecanı sardı. Bir yandan heyecan bir yandan sınav stresi yedi bitirdi bizi. Mezun olduk gittik okuldan. O dönem çok görüşemedik kendisi ile. Sonra duyduk ki ayrılmış okuldan. Devletteki görevinden istifa etmiş. Yine merakımıza yenildik, ne iş diye sorduk. Kurs açtı dediler, İngilizce kursuymuş. Bizim Mehmet vardı arkadaş grubumuzdan. ‘Gül gibi öğretmen olmuşsun, istifa edilir mi hiç’ gibisinden yaklaştı olaya. Yücel Hoca’yı kaybetmiştik bir nevi..
Zühtü Özkardaşlar Lisesi’nde görevli Yücel Öğretmeni hep iyi andık. Bir zaman sonra liseyi bitiren her gence lazım olan İngilizce eğitimi bana da lazım oldu. Yeni bir kurs açılmış dediler, çaldık kapılarını… Kursun kurucusu bizim Yücel Öğretmenmiş. Yine çayımızı söyledik. Geçmişi andık, yolumuza devam ettik. Devletteki görevinden ayrılınca özel İngilizce kursu açmış. Adı da YDS. Bu da tanıdık gelir size. Bende YDS’nin ilk öğrencileri arasında yer aldım. Faydasını da gördüm hani. Reklam spotu gibi oldu ama tavsiye ederim.
Hatta öğrenciler için parti bile organize etmişliğimiz vardır. O gülümseten hikaye ayrı bir yazı konusu. YDS’nin kuruluşunu ve Müdür Yücel Yılmaz’lı kurs günlerini sonra anlatırım.. Bir de Yücel Başkan var tabi..
Yücel Öğretmen, Yücel Müdür ve Yücel Başkan..